Batıl inanç mı? O da ne?

BUNDAN birkaç sene evveldi. Televizyonda aktüel kamerayla toplumun tanınmış kişileriyle enteresan soru ve cevaplardan oluşan bir çekim yapılmıştı. “Batıl inancınız var mı?” sorusuna verilen cevaplar hakikaten insanın ağzını açık bırakan cinstendi. Benim için en acayip olan cevapsa bir şarkıcının, “Sahneye çıkmadan evvel Âyete’l-Kürsi okurum” demesiydi… Evet, aynen böyle söylemişti…

Bu vatandaş batıl derken neyi kastetmiş olabilirdi ki? İşte o zaman toplumun bu terimi yersiz kullanmasını ve maalesef yer etmiş yanlış algılamasını daha bir dikkatle takip eder oldum. Ancak geldiğim nokta trajikomik ve batıl inancın nasıl olduğunu anlatan, gözler önüne seren çarpıcılıkta… Ha bu arada “çarpıcı” tabirini bilerek ve ima kastıyla kullanıyorum. Olur a dikkatten kaçabilir.

YANLIŞ UYGULAMALAR

“Batıl” sözüyle “inanç” kelimeleri bir araya gelince ne gariptir ki bizim insanımızda kendi Hakk inancıyla ilgili vehim, âdet, yanlış uygulamalar geliyor. Tabii bunda “batıl inanç ve hurafe” konulu yanlış ve psikolojik olarak tam bir algı rezaleti diyebileceğimiz vaaz ve konuşmaların da etkisi var.

Bir düşünün lütfen… Batıl inanç sözü size hangi konuşmaları çağrıştırıyor? Senelerdir dinlediklerimden birkaç örnek vereyim…

Baykuş ötüşünü uğursuz saymak, merdiven altından geçmek, türbe etrafında dönmek, tavşan görünce yola çıkmaktan vazgeçmek… Ve benzerleri…

Esasen “batıl” ve “inanç” kelimeleri hiç de hafife alınacak kelime ve kavramlardan değildir. Batıl; Hakk’la alakası olmayan, saptıran her şeye denebilir. İnanç ise manevi açıdan düşünürsek kişinin iman yapısıyla doğrudan irtibatlı, mühim bir şeydir.

O zaman batıl inanç derken niçin biz hemen kendi inanç kültürümüzün yaygın olduğu sahadaki örneklere bu kadar takılıyoruz acaba? Acaba niye “batıl” denilince “Hakk” olanın karşısına konulan engelleri veya Hakk’tan uzaklaşmayı düşünmüyoruz.

Batıl inanç denilince acaba kaç kişinin aklına, “Kur’an-ı Kerim’in ayetleri bugün geçerli değildir… Bu zamanda içki, zina, kumar, faiz, tefecilik gibi şeyleri yapmamak imkânsızdır… Namaz kılmasan da olur, mühim olan kalpte tanrıyı hissetmektir ve iyi olmaktır… Hazreti İsa Allah’ın oğludur… Rabb sadece Beni İsrail’in tanrısıdır. Hazret-i Meryem nikâhsız çocuk doğurmuştur… Kur’an; peygamberin sözüdür… Dinin her emrini yerine getirmek şart değil, mesele kul hakkına dikkat etmektir. Öldükten sonra tekrar dünyaya gelip gelip başka bedenlerde yaşayacağız…” gibi sözler geliyor?

Batıl inanç öyle değil böyle olur. Ama gelin görün ki hiç bunları düşünen yok. Batıl ve Hakk perspektifini anlayabilirsek bugün birçok yanlışlığın farkına varabiliriz.

HAKK İLE BATILIN AYRIMINI YAPABİLMEK

MÜSLÜMAN, Hıristiyan, Yahudi, DAİŞ, ne iş?.. Mesele bu isimlendirmelerde değil… “Hakk mı, batıl mı?” sorusunun cevabında… İşte o zaman bu isimlere değil sıfatlara göre “Hakk-batıl” ayrımını anlayabiliriz.

Kendini Hakk olarak lanse eden birçok sapık düşüncenin pençesinden ve bizi ayrıştıran, karşı karşıya getiren tartışma ve ifsad faaliyetinden sıyrılıp meseleleri net ve gerçek yönüyle görebiliriz. Düşünce dünyanızda, anlatmaya çalıştığım işaretleri derinleştirerek parçaları birleştirmeye çalışırsanız durumun vahametini eminim siz de fark edeceksiniz.

Hakk dinimizin temel prensiplerini bilmeden batılı konuşuyoruz. Önce batılı mı yoksa Hakk’ı mı öğreniriz onu bilemem… Ama kesin olarak şu tespiti yapabiliriz. O da bilmeden, öğrenmeden ve düşünmeden hareket; insanı batıl inanca sürüklemekte…

10 CÜMLE

İMAN…

-Cenab-ı Hakk bütün kâinatı, iman cevheri ve güzelliği kulları tarafından bilinsin diye yarattı.

-İmanı da mümini de “O” yarattığı için, iman bize bahşedilmiş en büyük nimettir.

-İman; Allah Teâlâ’ya, meleklerine, indirdiği kitaplarına, peygamberlerin hepsine ve öldükten sonra diriltilip huzura çıkmaya, ilahi yazılım programı kadere gönülden inanmaktır.

-Allah Teâlâ’ya iman kafamıza göre değil, Cenâb-ı Hakk’ın sıfatlarını bilerek, Rabb’imizin muradına uygun inanmaktır.

-Meleklere iman, gene Kur’an-ı Kerim ve sünnet tarifine uygun şekilde olmalıdır.

-Kitaplar ve sahifelere Allah (CC) tarafından indirildiği şekliyle iman edilir.

-Kur’an-ı Kerim’in haricinde diğer kitap ve sahifeler ya kaybolduğundan ya da insan tahrifatına maruz kaldığından, günümüzde yani elimizdeki kitaplara değil Allah katındaki bu kitapların aslına iman ederiz.

-Peygamberlerin hepsine iman ederiz ancak gene peygamberlerdeki sıfatlara uygun olarak.

-Öldükten sonra bu hayatın hesabını ilahi huzurda buluşarak vereceğimize iman ederiz.

-Bütün yaratılanların; sayıya, hesaba gelemeyecek ihtimal ve şekilleri olsa da hepsinin ilahi yazılım programı “kader”le Allah Teâlâ tarafından bilinip ona göre yaratıldığına iman ederiz.

Yazar: M. Fatih Çıtlak

admin

Soru ve görüşleiriniz için İrtibat: fikiratlasi1@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.