Serzeniş – Miray KABAY

Merhaba benim adım Anne…

Hayatın herhangi bir zamanında hiçte bu kadar nimete layık olmanın şükrünü veremediğim bir anda bu vasıfla şereflendirildim. Ayağımın altına cennetler serildi de ben Dünyaya tamah ettim. Bana emanet edilenlerin asıl sahibi benmişim gibi gezindim. Halbuki emanet korunmaya değer olan şeydi, bir anlık gaflete düşüp esas amacı kaybettim. Hani hep imtihanda idi ya insan. Sanki ben hep o imtihandan muaf tutulmuşum gibi hayatıma yön verdim. Ben derin bir uykuya dalmışken dibimde olan biteni göremedim. Çünkü her insanın gayesi benim kadar ufak bir pencereden bakmak değildi hayata. Birileri ben uyurken pusu kurmuştu haneme. En acısı da bu ya! Onlar pusu kurarken bilmeden hep ben destekledim…

Önce normal gösterildi her bir zulüm bizlere. Sonra adına moda dedikleri bir akıma teslim oldum. Kabul edeyim çokta güzeldi sahte bir sahnede, sahte pozlar verip en mutlu benim rolleri kesmek… Hamileliğim ilk bu mecralarda paylaşıldı. Önceden haya diye saklanan gebelikler mazide kaldı.  Eşim, ahbaplarım birleşip eğlenceler düzenledik anne oluyorum diye.  Zaten her yaşanandan haberdarsınız, hep bu yerlerde fotoğraflandı resimlerim. Her birinizin cebinde gezer benim özelim.  Adına beğeni dedikleri bir hastalığa gark olmuşum sonra anladım.

Allah ve Resulünün beğenisini kazanmakta mühimdi lakin; az da insanlar içinde şanım yürüsün istedim.  Benim de dilime dolanan dualarım vardı elbet ancak; hep mi Dünyaya takılıp kaldım? Sağlıklı, güzel, akıllı ve iyi okullarda olsundu çocuğum.  Hep en güzel yerlerde, hep en önlerde hep benimkinin ismi anılsındı.  Hakkımı yemeyin ama gayet de başarılıydım.

Sonra bir anda ne olduysa oldu.  Birilerinin çocukları zarar görüyordu benden uzakta. Bazen sahilin kenarına çıktı bir çocuğun cesedi. Sahil benim sahilim değildi yine önemsemedim. Bazen bir çöp kutusunda bulundu izi.  Çöpe atan kimmiş bilmedim.  Bazen de İnternet sitelerinde eşya diye satışa çıkardılar evlatları.  Biraz sesim çıksın diye paylaşım yaptım sonra yine uyudum.  Dedim ya ben o zaman hep uykudaydım.

Uyanabilseydim eğer önce benim sandığım o evladımın asıl sahibini anardım. Başkası beni takdir etmese ne olur?  Ben hadisler ile hakkım korunmuş bir şahsiyetim der buna layık olmaya çalışırdım.  Yapabilseydim eğer mahremiyetin ne olduğunu araştırır ufacıkken öğretirdim evladıma.  Bak evladım bu çağ öyle bir çağ ki Firavunlar da Nemrutlarda aramızda. Hem de öyle büyük saltanat yapmışlar yanı başımızda, bizlerde onları tahtlara çıkarmışız derdim.

Eğer uykumdan uyansaydım; komşusunun hakkını düşünen, halifeliğin de dağlarda ki koyunun da derdine düşen bir ümmet de ben olurdum belki.  Belki o zaman daha dikkatli bakardım hayata. Bize toz pembe gibi sundukları şeyin dipsiz karanlık bir kuyu olduğunu görürdüm. Önce eşimi, evladımı sarmalardım sıkıca.  Sonra ne kadar insan varsa çevremde uzatırdım yardım elimi. “Aman ha dostlar” uyanın derdim.  

Öyle derin bir uykudayız ki uyandığımız da başlayacak asıl kâbus.  Biz silkelenmedikçe başkası kaldırmayacak bizi. Ve bizler hanelerimizi Kur’an ve sünnete göre şekillendirmedikçe daha çok mayamıza zehir katacaklar.  Daha çok bizi bizler ile vuracaklar.

Ama dedim ya uyansaydım eğer bunları söylerdim. Şimdi hala uykudayım…

Miray KABAY

admin

Soru ve görüşleiriniz için İrtibat: fikiratlasi1@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.